ebrehenin_kilisesi

Bundan sonra kimse Kabe’ye gitmeyecek

Resulluh Efendimiz daha dünyayı şereflendirmeden önce, dedesi Abdülmuttalib zamanında Yemende Ebrehe isminde bir vali vardı. Ebrehe memleketindeki Arapların her sene Mekkeye Kabeye gitmelerine çok kızıyordu. Bunun önüne geçebilmek için San’a şehrine Kuleys ismini verdiği gösterişli ve büyük bir kilise yaptırttı. Dört bir yana emirler göndererek bundan sonra hac için kmsenin Mekkeye gidemeyeceğini ,ancak Kuleys’i ziyaret edebileceklerini bildirdi.
Ebrehenin bu kararı Yemendeki arapları çok kızdırdı. Oranın ahalisinden bir kişi Kuleys ‘e gizlice girerek kilisenin içerisini kırdı döktü ve tam ortasına ihtiyacını giderdi. Daha sonrada devamında halktan bazılarının kaza sonucu yangın çıkarmasıyla kilisenin tahta kısımları yandı.

ebrehenin_ordusu

Ordusunu hazırladı

Tüm bu olanlar Ebreheyi çok kızdırmıştı. Dörtbin fil ve üçyüzbin kişiden oluşan müthiş bir ordu kurarak Mekkenin üzerine yürümeye başladı. Kabeyi yıkmaya ve Mekke halkını cezalandırmaya karar verdi.
Böylesine güçlü bir ordunun üzerlerine geldiğini duyunca Mekke halkı çok endişelendi ve reisleri Abdülmuttalibe gittiler. Abdülmuttalib gelenlere
-Ey Mekke halkı , endişeye kapılıp huzursuz olmayın. Kabe’nin sahibi vardır. O ‘nu koruyacağından şüpheniz olmasın..
Bir süre sonunda Ebrehe’nin öncü kuvvetleri ,Mekkelilerin koyun ve develerini alıp götürdüler. İçlerinde Abdülmuttalibin dörtyüz deveside bulunuyordu.
Abdülmuttalib , bu hadise üzerine Kureyşin eli silah tutan savaşçıları ile birlikte atlarına binip düşmanı gözetlemek ve gerekirse karşı koymak için Sebir dağına çıktı.

abdulmuttalib

Nur Geceyi aydınlattı

Dağda insanları hayrete ve hayranlığıa düşüren eşsiz bir olay meydana geldi.
İnsanlığın babası Adem aleyhisselamdan , temiz alınlardan aktarıla aktarıla gelen Muhammed Aleyhisselamın nuru Abdülmuttalib ‘in alnında parlamaya başladı. Nur’un parlaklığından , gecenin zifiri karanlığına rağmen heryer Mekkeye kadar aydınlandı.
Nurun alnında parlaması üzerine Abdülmuttalib Kureyşin yiğitlerine dönerek
-Mekkeye geri dönüyoruz. Zafer elbetteki bizimdir. Bu Nur ne zaman alnımda parlamışsa , mutlaka düşmana galip geldik.

Baş Köşeye Oturttu

Ebrehe , filleri ve süverileriyle birlikte Mekkenin üzerine gelirken , Abdülmuttalib bir heyetle birlikte Ebrehe’nin konakladığı Taif ‘ e gitti. Ebrehe , Abdülmuttalibi görünce Ondaki heybet ve vakarı görünce elinde olmadan başköşeye oturttu ve ne istediğini sordu.
-Adamların develerimi götürmüş , onları geri iade et.
Ebrehe :
-Ben buraya ,Kabe’yi yıkmak için geldim , sen bunun için değilde develerin için mi geldin. Böyle konuşunca , Abdülmuttalib , Ebrehe ‘nin maksadını anlayarak;
-Develer benim olduğu için istiyorum. Kabe ise “Allah ‘ ın evi”dir. Yüce Allah , O ‘nu düşmanın şerrinden muhafaza eder.
Bu konuşmalar devam ederken oraya Ebrehenin en gözde fili Mahmudeyi getirdiler. her zaman ebreheye saygı gösteren Mahmude , Ebutalibi görünce önünde diz çöküp saygı gösteren davranışlara başladı. Ve Allahın izniyle dile gelerek Son Peygamber Muhammed Aleyhisselamın nuruna selam verdiğini söyledi.
Ebrehe develeri sahibine iade etti fakat Abdülmuttalibin barış teklifini geri çevirdi.Abdülmuttalib develerini alarak Mekkeye geri döndü ve Kabenin kapısının kulpuna tutunup bu beladan kurtulmak için dualar etti.

mahmude

Mahmude Yürümedi

Teklifi reddeden Ebrehe en önde meşhur fili Mahmude olmak üzere ordusu ile Mekkenin üzerine yürümeye başladı. Şehirde huzursuzluk ve korku had safhaya çıkmıştı. Ebrehe Mekkeye iyice yaklaşmış iken hiç beklenmedik birşey oldu o anda. Ebrehe’nin gözdesi Mahmude , Mekkenin üzerine yürümeyi reddetti. Mahmudeyi hertürlü zorlamalarına , dövmelerine rağmen Mekkeye doğru bir adım dahi attırtamadılar. nereye çevirseler o yöne gitti ama Mekke üzerine kesinlikle gitmedi.

ebabil

Ebabil Kuşları Gökyüzünü Kapladı

Bu hadiseler yaşanırken , o zaman kadar o bölgede şimdiye kadar hiç görülmemiş bir kuş sürüsü kapladı gökyüzünü. Ebabil denilen siyah renkli , yeşil boyunlu , ufak gagalı, uzun ayaklı , dağ kırlangıcları ilk önce Kabenin etrafında uçarak tavaf yaptılar. Herbirinin gagalarında ve ayaklarında mercimekten büyük , nohuttan küçük taşlar vardı. Taşların herbirinde bir düşmanın adı yazılıydı.Kafileler halinde uçarak tavaf yaptıktan sonra gagalarındaki ve ayaklarındaki taşları düşmanın üzerine bırakmaya başladılar. o taşlar her kime isabet etse tepesinden girip ayağında çıkıyordu ve düşman oracıkta cansız yere seriliyordu. Hatta süvari ise yani atlı askerse atını da delip geçiyor ve atı da onunla birlikte can veriyordu. En seçme askerler ölmeye başlamıştı.

olen asker

Hepsi Ya Öldü, Ya da Kaçtı

Ebrehenin ordusunda korkunç bir panik başlamıştı. Ölen askerlerin etleri lime lime dökülüyordu. Hayatta kalanlar içlerinde Ebrehe de olarak korku içerisinde Yemene doğru kaçmaya başladılar.Kaçan askerlerin çoğu yolda onları takip eden kuşların attığı taşlarla telef oldular. çok az bir kısmı Yemene ulaşabildi. Ebrehe de başkent San’a ‘ ya varmıştı ama cüzzam hastalığına yakalandı. Parmaklarının arasından kan ve irin aktı. Parmakları çürüyüp düştü . Bir zaman sonrada yüreği çatlayarak çok kötü bir şekilde öldü.
Ebrehenin yardımlarından biri kaça kaça Habeşistana kadar geldi ve olanlar tek tek krala anlatmaya başladı. Kral olanları hayretle dinlerken bir kuş kaçan yardımcının başı üstünde dönmeye başladı. Daha cümlelerini bitirmeden işte bu o kuşlardan derken ,ebabil kuşunun attığı taşla diğer ölen tüm askeler gibi oracıkta öldü.
Kureys kabilebesi ve Kabe Resullulah efendimiz daha doğmadan O ‘nun Allah katındaki hatırından dolayı büyük bir beladan kurtulduğu gibi düşmandan geriye kalan büyük bir ganimetede kavuşmuş oldu. Arapar bu vak’anın geçtiği yıla “Fil Yılı” ismini vermişler ve Kureyş’in Allah indinde makbul olduğunu anlayarak onlara ilişmemeye başlamıştı.